Reklam
Bugun...
Büyük Britanya, Fransa Ve İsrail İn Yanan Ortadoğu’daki Tezgâhı


mehmet gübrüz
boy_aci44@hotmail.com
 
 

<>
Orta doğuda kanla çizilen haritalar üzerindeki, senaryo yüzyıllardır perde perde sahneleniyor ve oradaki masum halklar bunun bedelini canı, kanı ve sahip oldukları bütün varlıklarını kaybederek, yaşıyorlar.<<1299-1920<>Osmanlı ve Fransa arasında varılan siyasi ve askeri ittifakın sonucu olarak Doğu Akdeniz’deki Fransız varlığının hukuksal temellerini getirdi o tarihten itibaren daha geniş bir dini ve ticari özgürlükle yargı karşısında dokunulmazlığı da içeren birtakım menfaatlerle sonuçlanan tek taraflı bir hareketti. Süratle diğer ticari güçlere (özellikle İngiltere’ye) genişleyen bu kapitülasyonlar Osmanlı İmparatorluğu’nun gerilemesinin doğasını değiştirmiştir. Büyükelçiler ve danışmanlar, Yahudi, Ermeni, Rum ve Doğulu Hıristiyan cemaatlerinin bağrından devşirdikleri kendi himayelerine bağlı kesimler edindi, bu da yavaş yavaş imparatorluğun otoritesini zayıflattı. <<19. yüzyılda,  geleneksel iktisadi ve hukuki yönetim bağlantıları>> (misyonerlerin çalışmaları ve Müslüman olmayan cemaatlerin iç gelişimi sayesinde) gerçek bir kültürel ve siyasi nüfuz sistemine dönüştürüldü ve artık daha geniş bir tabanda cemaatlerin Onayından destek aldı. Manda dönemi Avrupa güçleri, yerel devletler ve “azınlıklar” arasında 19. yüzyıldan itibaren var olan ve günümüze kadar gelmiş olan üçlü ilişkiyi de sürdürdü. I. Dünya Savaşı’nı takip eden dönemde manda sisteminin kurulması, Fransa ve Büyük Britanya’ya Ortadoğu’da kalma imkânı vermişti. Fransa, Suriye ve Lübnan’da manda kurmaya odaklanmışken, Büyük Britanya yeni Irak devletinin yönetimine el attı. Suriye Cezire’sinin (Cizîr) statüsünü yükseltmeye yönelik sosyo ekonomik projeler ve Osmanlı Devletinin yıkılması döneminde toprakları pay pay ediliyordu kaybedilen toprakların üzerine kandırılan merkeziyetçi yöneticiler koltuk kapma heves atı içerisinde hem devletlerine hem de kendi halklarına ihanet ederek topraklarının kendi bağımsızlığını değil müttefik güçlerin emrine girmeyi tercih etmeleri de ayrı bir olay konusudur topraklarını satsalar günümüze kadarki süreçlerde bile bunun bedelini çok ağır bir şekilde kanlı darbelerle kendileri de ihanet sarmalında kaybolup gidiyorlar bunlar en barizi ise o dönemin Suriye’sidir. Devletin ve milletin bekasını unutanlar Osmanlı devletinin yıkılışı ile toprak kurtarma telaşına kapıldılar . <<2 Temmuz1919 Suriye Kongresinin barış konferansına gönderdiği memorandum>>da. Suriye’nin mutlak bağımsızlığını istiyoruz. Suriye hükümetinin geniş ölçüde ademi merkeziyetçi azınlıkların haklarına saygı gösteren demokratik anayasal monarşi olmasını, şanlı özgürlük mücadelemizi yöneten ve tam bizim güvenimizi kazanan Emir Faysalın kral olmasını istiyoruz(…).Suriye Araplarının bağımsızlığa ilerlemiş ırklardan daha az yatkın olmadığını, bağımsızlıkları sırasındaki Bulgarlar, Yunanlılar ve Romanyalılardan hiçbir şekilde daha az gelişmiş olmadığını göz önünde bulundurarak bizi mandater arasında sayan. Kavimler Cemiyeti paktının 22.maddesini protesto ediyoruz. Büyük Britanya’nın yardımını istiyoruz, yeter ki bu yardım tam bağımsızlığımızı ve ülkemizin birliğini ihlal etmesin bu yardım süresi 20 seneyi geçmesin. Suriye topraklarının hiçbir bölümünün üzerinde Fransa hükümetine hiçbir hak tanımıyoruz ve bize yardım etmesini veya ülkemizde veya başka topraklarda güç sahibi olmasını ret ediyoruz diyen bir Suriye memorandumunda Fransa devletinin manda hakimiyetini kabul etmeyen Suriye heyetinin büyük Britanya hakimiyetini kabul eden bir satılmış kuklalar güruhunun isteği ile olmadığın aşağıdaki antlaşmada bariz bir şekilde görülecektir<>Antlaşmasının onaylandığı. San Remo Konferansında(Nisan1920) Fransa’ya Suriye ve Lübnan mandası verildi demek ’ki batı medeniyetinin insafında köleliği bile o ülkenin insafına bırakmıyorlar. Yerli halkların görüşüne asla müracaat edilmemiştir. Uluslararası hukuk, insan hakları kurallarına riayet edilmemiştir. Edilmesinde beklenmezdi<>
<<2 Kasım 1917>>’de İngiliz dış işleri bakanı. Arthur James Balforur’un İsrail devletinin kurulması amacı ile yayınladığı deklaresi yondur. Bakan bu bildirgede Filistin’e bir Yahudi devletinin kurulmasını destekleyeceklerini bildirmiştir. İngiltere’nin asıl amacı orta doğudaki uygulayacak palanlarına destek almak için Yahudi lobisinin ve ABD’nin siyasi olarak desteğini alabilmektir. Sykes- Picot gizli anlaşması ile İngiltere, Fransa Osmanlı Devleti’ni kendi arasında paylaşmıştı peşine Mac-Mahon Antlaşması ile Hicaz Emiri Şerif Hüseyin ile gizli anlaşma yapılmış ve böylece Arap bölgelerine bağımsızlık sözü verilmişti. Araplara ayrı bir yatırım sözü veren kurnaz İngiliz siyasetçileri bir taraftandı Yahudi lobisini kullanarak Ortadoğu’daki hedeflerine ulaşmak isteyenler hala bu emellerinden vazgeçmeyenler yıllardır İsrail kartını kullanarak emellerine devam etmektedirler bölgeye hakim olmak isteyenler İsrail’in genişleme planının bir parçası olarak kendilerine çizdikleri palanının uygulamacıları Batının şımarık çocuğu ise yıllardır almış olduğu fütursuzca hala o günden günümüze kadar devam eden İsrail ise hem toprak genişletmesine devam ediyor, hem de bu konuda kendisine tehlike olarak gördüğü ülkeleri hemonik devletleri bertaraf ederek kendi etrafında güç dengesi kurmaktadır. Bu çıkarları ise o tarihten bu zamana kadar kendisi ile beraber hareket eden devletler ile yapmaktadır. Bugün ABD okyanuslar ötesi uzaklıktan İsrail çıkarlarına hizmet eden bir köle terbiyecisi durumuna kendini düşürmektedir. Ortadoğu’daki bölge ülkelerden Yahudi lobilerine hizmet eden Ürdün kralı ve ailesi bölgenin yangın yerinin müsebbibi. Peygamber toprağına ve Müslümanlara ihanet edenler suud kraliyet mensupları onların artçı şokları ile yaşayan küçük devletler topluluğu(Mısır, BAE, Kuveyt, Katar vb)gibi bu dönemin ebu Lehebleri(ateşe odun atanlar)lar la birlikte bu güç dengesinin oluşmasına rol oynayanlar önemli faktördür günümüze kadar akan kan ve göz yaşının kaptırılan toprakların tek planı ise <>bu proje dahilinde yüzyıla yakındır ülkeler şekilleniyor. Devletleri yöneten uşaklar değişiyor milyonlarca insanlar öz yurdunda garip kalmış bir şekilde katlediliyor buralarda bir insanlık suçu sahnelere konuluyor. Biz Anadolu Ahi Evran İş Adamları olarak diyoruz ki Bizim ülkemizin bu ateş çemberinin içerisinde olmamamız bizim hayrımıza olacaktır, diye düşünüyoruz. 





YORUMLAR

mehmet beyazıt
05-01-2019 00:37:00

AHİEVRAN İŞADAMLARI DERNEĞİ BAŞKANI SAYIN MEHMET GÜRBÜZ BEYİN YAZILARINI BÜYÜK BİR KEYİFLE OKUYORUM günümüze ışık tutacak ve geleceği yansıtması açısından önemli noktalara ve ayrıntılara ışık tutuyor

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI